HAYAT KÖPRÜSÜ
Hayat

HAYAT KÖPRÜSÜ

Uçsuz bucaksız fezâ-yı âlem içinde, Samanyolu Galaksisine bağlı Güneş Sisteminin şirin bir gezegeni olan dünyamız, hadsiz bir boşlukta milyarlarca seneden beri kendisine tayin edilen yörüngesinde intizamla dönüp duruyor.

İnsanlık âleminin bu şirin gezegende yaşamaya başlamasından bu yana, nice kavimler ve milletler bu dünyaya geldiler ve gittiler. Bir han gibi dünyamız sürekli doldu ve boşaldı. Manevi mahsulâtı gayb âlemlerine gönderildi.

Bir kervan gibi gayb âlemlerinden gelip, bir müddet bu dünyada misafir kaldıktan sonra, yine kafile kafile arkasından gayb âlemlerine doğru giden bu seyr-ü sefer nedendi? Neden gelenler durmuyor, gidenler geri gelmiyordu?

Bu ürkütücü gerçeği her zaman gören ve sonsuza kadar yaşamak arzu ettiği halde, bu fâni âlemde kendisini durdurmaya gücü yetmeyen aklı başında her insan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Bu dünyada vazifem nedir? Beni bu dünyaya gönderen kimdir?”gibi soruları sürekli kendine sorar ve cevap arar.

İnsanı yaratan ve bu gerçekleri küçücük aklıyla bulamayacağını bilen Yüce Yaratıcı, semavi kitaplar ve onları ders veren peygamberler eliyle insan aklının önünü aydınlatmış ve hayatın asıl gayesini ve yaratılışın sır ve hikmetlerini Kur’an vasıtasıyla açıklamıştır.

“İnsanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi Kâinatın Yaratıcısını tanımak ve Ona iman ile ibadet etmektir.”ifadeleriyle ayetlerin kastettiği mânâlara işaret eden Bediüzzaman Hazretleri, zahiren anlamsız görünen hayatın, ne kadar anlamlı ve yüksek gayeleri içinde barındırdığını ders veriyor.

Böylesine ulvî ve kudsî hakikatlere mazhar olan insan hayatı, insan dışındaki bir çok varlığa kıyasla alabildiğine kısadır. Ve bu kısacık hayatla,sonsuz bir hayat kazanılacaktır. Yunus Emre hayatın bu kısalığını “Hele bana şöyle gelir, bir göz yumup açmış gibi.”der. Bediüzzaman Hazretleri de “Şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider.”demektedir.

Ruhlar âleminden başlayarak, kabirden, mahşerden ve Sırat Köprüsünden ebediyetler âlemine geçen hayat için, bu dünya hayatı bir köprüdür. Hayat köprüsü, alabildiğine kısa ve çeşitli tehlikelerle doludur. Bu köprüyü iman, iyi ameller ve günahlardan kaçınmakla geçirebilenler, bundan sonra yol üstündeki menzilleri daha rahat geçerler.

İşte bu hayat köprüsünü, takva ve amel-i salih dairesinde geçirenler hem dünyada hem de âhiret âlemlerinde mesut ve bahtiyar olacaklardır. Cenab-ı Hak, bizleri de o bahtiyarlar topluluğuna dahil etsin, inşaallah.

asyanur.info

Yorum Yap