Hayat

HASTALIKLARIN DİLİ- 2

(Dünden devam)

Bahsi geçen misale binaen, Cenab-ı Hak da kendi mülkü olan bizlere emanet olarak verdiği vücut elbisesine istediği vaziyetleri verir. Aç eder tok eder, hastalık verir sağlık verir, fakir eder zengin eder. Muhtelif isimlerinin tecellilerini böylece gösterir. Rezzak ismi açlığı istediği gibi, Şâfi ismi de hastalıkların vücudunu iktiza eder.

“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi./ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” diyen Kanunî Sultan Süleyman, sıhhatin kıymetini nazara vermektedir. Ancak, her şeyin kıymeti zıddı ile bilindiğinden, ara sıra gelen hastalıklar sıhhatin değerini tam anlamıyla öğretmektedir.

Bir müddet önce ağır bir grip hastalığına yakalandım. Hem sesim, hem de sıhhatim geçici olarak gitti. Biraz düzelir gibi olunca, önceden planlandığı üzere Ankara dışında bir hizmet mahalline gitmek durumu oldu. Döndüğümde iki gün evden dışarı çıkamadım ve mecburen istirahat etmek zorunda kaldım. Bu arada kendimi kontrol ettim. Halimi soranlara “Şikâyet etmek gibi olmasın ama şöyle bir vaziyetteyim.” diyordum. Yani, kendime bir çare bularak yine de şikâyet ediyordum. Âciz insanların faydasız acıma hislerinin celbine sebep oluyordu. Hastalıkların veriliş hikmetini bildiğim halde, hatalı vaziyete düşüyordum. Ne kadar âciz ve zayıf olduğumun farkına vardım.

Halbuki, Allah’ın bütün isimleri güzel olduğu için, güzelden başa gelen her şey de güzeldi. Hastalıklar, nefsin firavunluğundan kurtulup aczimizi ve zaafımızı bize bildiriyordu. Sabun gibi günah kirlerinin temizlenmesine vesile oluyordu. Aynı zamanda işlenmiş günahlara kefaret olma özelliği de vardı. Halis bir kulluğa vesileydi. Hatalı işlerden dönmek için tatlı bir İlâhi ikazdı. Hastalıkların bir saatini, bir gün ibadet hükmüne getirecek kârlı bir ticaretti. Kısacık ömrü, uzun bir ömür yaşamış gibi mânen sevaplı yapacak bir neticeye sebepti.

Özellikle gençlere gelen hastalıklar, onlar için bir sıhhat vesilesi olacak, sıhhatli olan gençlerin gafletlerinden kurtarıp, âhiretlerine ciddi olarak çalıştıracaktı. Daha bunlar gibi yüzlerce faydaları vardı. Fakat, insan âciz ve zayıftır. Allah’ın verdiği sabır kuvvetini geçmiş ve geleceğe dağıtmakla, o sabır gücü hazır hastalığa kâfi gelmez ve insan da şikâyete başlar.

Tahkiki bir imana sahip olan müminler, en dehşetli hastalıklar karşısında bile “Biz muhakkak Allah’ın kullarıyız, Ondan geldik ve yine Ona döneceğiz.” diyerek, hastalıkları sabırla, metanetle ve şükürle karşılayarak, hem dünyasını, hem de âhiretini imar ve inşa eder. Vücut, Allah’ın bir emanetidir. Hasta olmamak için her türlü tedbir alınır. Ancak, her şeye rağmen hasta olunmuşsa rıza ile karşılanır ve tedavi için bütün çarelere teşebbüs edilir. Maddi hastalıklar için uzman doktorlara, ruhî hastalıklar için de  psikologlara gitmek gayet normal bir zorunluluktur. Emanet olan bedeni korumanın gereğidir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap