Hayat

GENÇ SAİDLER KERVANI

Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (asm), Mekke müşrikleri arasında yepyeni bir din olan İslâm ile ortaya çıktığı zaman, etrafında fakirler, garipler ve gençlerden meydana gelen  dar bir daire vardı. Varlıklı insanların sayısı yok denecek kadar azdı.

Misal olarak, çocuklardan on yaşındaki Hazret-i Ali (r.a.) ve Enes bin Malik (r.a.), fakirler sınıfından yetmiş civarındaki Ashab-ı Suffa, gençlerden on yedi yaşındaki Sa’d İbn-i Ebi Vakkas (r.a.) ve diğerleri. Zenginlerden Hazret-i Ebu Bekir (r.a.) ve Hazret-i Osman (r.a.) gibi bir kaç kişi. Fakat zamanda Sahabeler çoğaldılar ve İslâm dinini Arabistan Yarım adasına hâkim kıldılar.

On üç asır sonra Sevgili Peygamberimizin (asm) varisi sıfatıyla ortaya çıkan ve ilmî cihadla İslâm dininin, Müslümanlar tarafından yaşanılan bir din haline gelmesi için hayatını bu dâvâya adayan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Risale-i Nur ismini verdiği Kur’an tefsirlerinin etrafında, gelecek zamanlarda halka tutacak olan genç nesilleri görüyor ve o zamandan istikbale uzanan manevi telsiz bağlantılarıyla onlara hitap ediyordu: “Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sâkitâne Nurun sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafi-i gaybî (gizli bir nazar)ile bizi temaşa eden Saidler, Hamzalar, Ömerler, Osmanlar, Tahirler, Yusuflar, Ahmetler vesaireler! Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, ‘Sadakte’ deyiniz. ve böyle demek sizlere borç olsun. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim kışta geldim; sizler cennetâsâ bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen Nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır…” Gençler için ümitle istikbale bakan ve gerçekleri dile getiren Bediüzzaman, hizmetine engel olmak isteyenlere de şöyle haykırıyordu:

“Ey muhataplarım! Ben çok bağırıyorum. Zira, on üçüncü asrın (Hicri tarihle) başında durmuşum, sureten medeni ve dinde lâkayt  ve fikren mazinin en derin derelerinde olanları camiye davet ediyorum. İşte ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslâmiyeti bırakan mezar-ı müteharrik (hareket eden ölü)bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Tâ ki, hakikat-i İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üstünde temevvüçsaz edecek (dalgalandıracak)olan nesl-i cedit gelsin.” (Münâzarât s.55)

Bu seslenişin üzerinden yaklaşık yüz sene geçti. Yeni nesiller bu sese kulak verdi. Milyonlarca genç Nur Risaleleriyle imanını kurtardı. Sadece ve sadece herkesin imanla kabre girmesi için çalışan bu iman fedaileri, ülkemizin ve hatta dünyanın bile âsâyiş ve emniyetine hizmet etmeye devam edeceklerdir. Onlara ne mutlu!

asyanur.info

 

Yorum Yap