Hayat

DÜNYEVÎLEŞME HASTALIĞI

Rönesans Dönemi, dinde reform hareketi, 1789 Büyük Fransız İhtilâli, sanayi devrimi, aydınlama devri derken, bilgi ve teknoloji toplumuna intikal eden Batı Medeniyeti; bu süreç içinde insanlığın nazarını devamlı dünya hayatına çevirip, maneviyat ve âhiret  âlemine karşı gözleri kapadı ve insanlığa deccal gibi sadece bu dünyayı görecek tek bir göz verdi.

Kendi dinlerine karşı alabildiğine ilgisi kaybolan ve medeniyet eğlenceleriyle kendini aldatan, zevk ve sefa içinde yaşamak için, bütün duygu ve ulvî lâtifelerini nefs-i emmârenin hizmetine veren Batılı milletler, dehşetli bir kültür emperyalizmi ile İslâm âlemini de etkisi altına aldı.

Özellikle; iki asırdan beri sürüp gelen bu dünyevîleşme hastalığına, 1917 Bolşevik ihtilâliyle ortaya çıkan ve insanlığın baş belâsı olup, bütün dinlere savaş açan komünizmin de ilâve olması tam bir felâket oldu. Dinsizliği esas alan bu cereyan, insanlığın ruh dünyasını ve maneviyat iklimini mahvederek, dünyayı maddi ve manevi yönden ateşe verdi.

İnsanlık âleminde deccalizm, İslâm âleminde de Süfyanizm cereyanları, dinsizcesine tahribatlarıyla, insanları nefsani ve şehvani duygularının esiri edip israfa sürükledi. Oradan sefahate, oradan da dalâlete ve dinsizlik bataklığına yuvarladılar.

Bu tabloyu on dört asır evvel haber veren Kur’an-ı Hakîm  mealen “Onlar, dünya hayatını bile bile âhiret hayatı üzerine tercih ederler.” ferman ediyor. Bu ayeti muhtelif yerlerde tefsir eden Bediüzzaman şöyle açıklama yapıyor: “Bu asrın bir hassası (özelliği) şudur ki, hayat-ı dünyeviyeyi, hayat-ı bâkiyeye bilerek tercih ettiriyor. Yani, kırılacak bir cam parçasını, bâki elmaslara, bildiği halde tercih etmek bir düstur hükmüne geçmiş.. Bu asırda hayat-ı insaniye, hususan hayat-ı içtimaiyesi öyle dehşetli fakat cazibeli ve elim fakat meraklı bir vaziyet almış ki, insanın ulvî lâtifelerini ve kalp ve aklını, nefs-i emmâresinin arkasına düşürüp, pervane gibi o fitne ateşlerine düşürttürüyor.” (Kastamonu Lâhikası)

İnsanın yaşamak ve hayatını korumak damarını tahrik eden ve israf, kanaatsizlik, iktisatsızlık ve hırsa teşvik ederek, bereketin kalkmasına sebep olan, bu yüzden insanlığı fakirleştiren sefih medeniyet ve deccalist cereyanlar, insanlığın nazarını devamlı bu dünyaya çeke çeke o hâle düşüşürüyorlar ki, basit bir dünyevi ihtiyaçtan dolayı, dinin bir çok önemli meseleleri terk edilir bir duruma giriliyor. Halbuki, bâki hayat bizleri beklerken, dünyanın fâni şeylerine takılıp kalmak ve bu yüzden âhiretini yakmak değer mi?

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap