Hatıralar Geçidi

DÜKKÂNIN AKIBETİ VE BÜYÜK ŞEHİR MEŞVERETİ- 1 (HATIRALAR GEÇİDİ 23)

Reklam

Biz evimizi, çoluk ve çocuğumuzu ihmal edecek derecede, Anadolu genelinde canhıraş bir gayretle çalışırken,kültür merkezimizin girişindeki kitapçı dükkânını da, emekli bir başka arkadaş çalıştırıyordu. Dürüst ve titiz birisiydi. Ancak, memur emeklisi olduğundan işlerin yavaş gittiği görülüyordu.

2011 yılı sonunda gelir ve gider hesabını yaptığımızda, dükkânın devam ettirilmesinin anlamı kalmadığı anlaşılınca kapatma kararı verdim ve 31 Ocak 2012 tarihi itibariyle kapatarak, 21 Şubat 2012 tarihinde de vergi dairesiyle ilişiğini kestim. Böylece, çok kazandığı zannedilen dükkânın kapatılmasıyla, dükkân gitti kavga bitti olacaktı. Zaten, mecburiyetten dolayı açmak durumunda kaldığımız açma maksadımız hasıl olmuş, yüzlerce insanla bu vesileyle tanışarak, hem neşriyatımızı onlara tanıtmış hem bir kısmını cemaatimize dahil ederek dükkân vazifesini hakkıyla yapmıştı. Mahal meşveretinde aldığımız bir kararla, bundan böyle orası Yeni Asya abone ve irtibat bürosu olarak kullanılacaktı. Öyle de olmaya devam ediyor.

Bizler bahsi geçen faaliyetlerle meşgul iken, bazı arkadaşlarında boş durmadığını ve bizim bundan sonra gitmeyeceğimiz ve temsilcimizi göndereceğimiz büyük şehir meşveret toplantılarında, benim aleyhimde konuşmalar yaptıklarını öğrendik. İmtihanlar bir türlü bitmiyordu. 26 Şubat 2012 tarihinde, bütün semt meşveret heyetlerinin katılacağı bir toplantı kararı alınmış.

Halbuki, aynı akşam Pursaklar kültür merkezimizde yazarımız Süleyman Kösmene bir konferans verecekti. Onu hava alanında karşılayıp ilgilenmeliydim. Ali ve Ömer Ağabeyler aradı ve mutlaka Pazar günü toplantısında bulunmam gerektiğini söylediler. Hayret ettim ve sebebini sordum. “Sana atfedilen söylentilere bizzat cevap vermen lâzım.” dediler. “Ne olmuş?” diye sordum. Söylenilen şeyler gerçekten bende yoktu. Zaten, Anadolu’ya gittiğim zeminlerde hep şevk vermeye çalışıyor ve iman kurtarma hizmetlerine yoğunlaştırmaya  teşvik ediyordum. Bir takım ilgisiz insanlara özel meseleleri oralarda açmak hem anlamsız hem de ortam müsait olmuyordu. Fakat, insanlar kendileri ne ile meşgul ise, kendilerine karşıt gördüklerini de aynı şeyi yapıyor zannediyorlardı. Perşembe akşamı Pursaklar meşveretinde yazarımızı karşılama vazifesini bir kardeşimize vererek, Pazar günü yapılan genişletilmiş semt meşveretleri toplantısına altı kişi olarak katıldık.

Toplantı tam beş saat sürdü. Büyük şehir meşveret heyeti on madde sıralayarak, bir sene boyunca bunlarda başarısız olduklarını, aldıkları kararları uygulayamadıklarını, ya seçim yapılarak yeni bir heyet teşkilini yahut tam bir yetki verilmesini istediler. Bu sefer divanda sekreter olarak Adem bey, yardımcısı da İrfan beydi. Orhan bey ise, kalp damarlarına dört tane stent takıldığı ve sağlık problemi olduğunu ileri sürerek sekreterlikten çekilmişti. Ama, o da toplantıdaydı.

Yeni sekreter Adem bey, niçin böyle bir toplantıya ihtiyaç duyduklarını geniş olarak izah etti. Bir gün öncesinde yardımcısı İrfan beyi arayarak toplantı hakkında bilgi almış, şahsi meselelerin gündeme getirilerek cemaat huzurunda olumsuz bir hava uyandırıp, şevk ve morallerinin bozulmasının doğru olmayacağını söylemiştim. O da bana, rutin ve gecikmiş bir toplantı olduğunu, şahsi meselelere girilmeyeceğini söylemişti. Lüzumsuz yere ortalık toz duman olmasın düşüncesiyle konuşmamaya ve genelde hep dinlemede kalmaya karar vermiştim ve öyle de yaptım. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap