İslam ve Kur'an

DİNDE ZORLAMA YOKTUR

“Medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbar (zorlama) ile değildir.”diyen Bediüzzaman, tamamen ikna ve ispat üzerine bina ettiği iman hakikatleri ve içtimai prensiplerden meydana gelen Nur Risalelerini telif etti.

Zaten dinde zorlama olmadığı ve akla kapıyı açmak iradeyi elden almamak düsturu ayet-i kerime ile de sabittir. “Lâ ikrahe fiddin gad tebeyyener rüşt.”ayeti buna delildir. Ebced ve cifir hesaplarıyla bu ayeti tefsir ve izah eden Bediüzzaman, bu ayetin ebced ve cifir hesabıyla makamı bin üç yüz elli (1350) tarihine parmak bastığını söyleyerek, işarî mânâsıyla şu hakikate işaret ettiğini belirtir: “Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara (zorlamaya) ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükümetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasi oluyor ve hükümet lâik cumhuriyete döner. Fakat, ona mukabil manevi bir cihad-ı dini, iman-ı tahkiki kılıcıyla olacak. Çünkü, dindeki rüşd-ü irşat ve hak ve hakikati gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları (delilleri) izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur’an’dan çıkacak, diye haber verip bir lem’a-i i’caz gösterir.” 1920 ve 1930 yıllarında ve sonraki zamanlarda, dine karşı düşmanca bir tavır alan o zamanın idarecilerine karşı, Bediüzzaman’ın silâhlı bir mücadeleye neden teşebbüs etmediği veya teşebbüs eden Şeyh Said ve taraftarlarına neden katılmayarak “Millet irşat ve tenvir edilmelidir, teşebbüsünüzden vazgeçiniz!”dediğinin hikmeti de böylece anlaşılmış oluyor.

Dahilde din için silâhlı bir cihada izin vermeyen Kur’an-ı Kerim’e riayet eden Bediüzzaman, cihadını ilim, ikna ve ispat tarzındaki manevi cihad şeklinde tesis ediyor. Maddi kılıcın ancak harici düşmana karşı kullanılabileceğini beyan ediyor. Bu mesele, Bediüzzaman’ın hizmet anlayışının en temel esaslarından birisidir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap