(Dünden devam)
Bahsi geçen zifiri karanlık tablo böyle gitmez ve gitmeyecekti. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin başlattığı manevi bir cihad anlayışı toplumda karşılık bulmuş ve diğer dinî cemaatler de harekete geçmişti. Nihayet 1950 seçimlerinde maksat birliği yapan cemaatlerin öncülüğünde millet Demokrat Partiyi iktidara getirdi.
1950-1960 arasında on yıl sürecek olan bu dönemde ülkeye hürriyet havası gelmişti. Bir baştan diğer başa ülke imar ve inşa faaliyetleriyle şantiye haline geldiği gibi, manevi alandaki gelişmeler de arka arkaya geliyordu. 16 Haziran 1950 tarihinde, mecliste ilk onaylanan kanun ile kabul edilen Ezan-ı Muhammedi’nin (asm) okunmaya başlanmasından, okullara din dersleri konulmasına, Kur’an kursu faaliyetlerinden, İmam ve Hatip okulları ve İslâm enstitülerine kadar her alanda çalışmalar sürüyordu. Cumhuriyetin maddi temellerinin yanı sıra, ihmal edilen manevi temeller de canlanıyordu.
Fakat bu mutlu tablo sadece on yıl sürdü. 27 mayıs 1960 ihtilâli ile her şey alt üst oldu. Lâikliği din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak gören ve uygulayan Demokrat Parti anlayışına bedel, onu din ve dindarları ezme ve sindirme aracı olarak gören Halk Partisi zihniyeti ile darbe vuruldu. Ordunun gücü bu meselede alet olarak kullanıldı. Ondan sonra her on senede bir bu darbeler tekrarlandı. Halbuki, her ihtilâl yapıldığı ülkeyi en az on beş yirmi sene geri götüren çok berbat bir kalkışmaydı. Bu alışkanlığın mutlaka bir yerde durdurulması ve her kurumun bulunduğu yere kanaat etmesinin zamanı çoktan gelmiş ve hatta geçiyordu bile.
Bir zaman davet üzerine gittiğimiz Sivas ilinin girişinde büyük bir levha üzerindeki “Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehre hoş geldiniz!” ibaresini okuyunca, otobüs terminaline kadar yukarıdaki düşünceler bir resmi geçit yapar gibi hayalimden geçtiler.
İkindi namazını müteakip ilk yaptığımız hizmet, Radyo Güneş’te bir saatlik bir program yapmak oldu. Aynı akşam, Sivaslı gönül dostlarımızla ders ve sohbetlerimiz oldu. Özellikle gençlere verilen hizmetleriyle göz dolduran Sivaslı dâvâ arkadaşlarımızı tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.
Aynı gece 24.00 otobüsü ile Ankara’ya dönerken, aynı koltukta oturduğumuz otuz yaşlarında bir genç ile bir hayli sohbetlerimiz oldu. Çok istemesine rağmen bir türlü namaz kılamadığını ve sebebini de bilemediğini söylüyordu. Halbuki, sebepleri belliydi. Cumhuriyetin manevi temellerinde yapılan ihmaller, hatta bilerek yapılan tahribatlar gençliğin imanlarını zaafa uğratmıştı. Sivas’a giderken öğle namazını tek başıma kılmıştım. Dönüşte ise, koca otobüsten sadece bir kişi daha sabah namazını kıldı. Maalesef görünen acı tablo bu idi. Ancak, bu acı tablo bir gün düzelecek, ülkemiz maddi ve manevi saadetler içinde gül ve gülistana dönecektir, inşaallah. Bu hususta karamsarlığa hiç gerek yok. Zira, her gecenin bir sabahı ve her kışın da mutlaka bir baharı vardır ve o günler de pek yakındır.
asyanur.info samicebeci.net (YouTube-Sami Cebeci ile Risale-i Nur dersleri) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)

