ÇÖLLEŞEN GÖNÜLLERİN VAHALARI
Tefekkür

ÇÖLLEŞEN GÖNÜLLERİN VAHALARI

Ahirzamanın hayat şartlarında çölleşen gönüller, yanan ve kavrulan kalpler, inkâr ve isyan fırtınalarında âhirete dair sönen umutlar ve Kâinatın Sahibinden habersiz ruhlar bir vaha arıyor.

Her şeyi maddî saadette arayan maddeci ve maneviyata yabancılaşmış dünya misafirhanesinin yolcuları, manevî susuzlğunu ve açlığını giderecek bir vahanın varlığını dört gözle arıyor. İslâm âlemi de arıyor ve onun dışındaki bütün insanlık da arıyor. Çünkü materyalist felsefe, insanın ebede âşık kalbinin ebedî ihtiyaçlarına cevap veremedi. Onu ortada bırakmakla kalmadı daha ötesi, dünyada dahi manevî bir cehennemin tam ortasına attı. İnsanlık âlemini manen şaşkına döndürdü.

Fakat her geceden sonra bir sabahı, her kıştan sonra bir baharı  yaratan Allah, ufukların karardığı, umutların söndüğü bir zamanda ve manevî çöllerin ortasında zümrüt misali Kur’an’a dayalı bir vahayı insanlığın istifadesine sundu. İşte, Risale-i Nur Tefsirleri bahsi geçen o vahadır. Her bir Risale o pınarlardan birisidir. Cennetin muhtelif tatlardaki ırmakları gibi, her bir kitabı insanlığın muhtelif duygu ve lâtifelerini doyurmakta ve çorak gönülleri bir vahaya çevirmektedir.

Nur Risalelerinden ders alan herkes, Müslüman olsun ecnebi olsun kendine gelmekte, aradığını bulmakta ve Kâinatın Yaratıcısına hakiki bir kul olmaktadır. Eğilmeyen beller, Âlemlerin Rabbi önünde eğilmekte, secde etmeyen alınlar secdeye gitmektedir. Ancak Allah’ın zikriyle mutmain olabilen kalpler, böylece huzur bulmaktadır.

Evet, hiçbir meziyetimiz ve diğer insanlardan farklı hiçbir kabiliyetimiz olmadığı halde, bizleri böylesine Kur’an vahasıyla karşılaştıran ve yaralı kalplerimizi tedavi, hasta ruhlarımıza şifa ihsan eden Rabbimiz, aynı zamanda bizleri bu Kur’an derslerini başkalarına da anlatmak hizmetiyle vazifeli kılmıştır.

Zümrüt misali Risale-i Nur vahasını insanlarla paylaşmak, onların da istifadesini sağlamak, hatta müjdeli bir tebliğ heyecanıyla onları âleme duyurmak, her Nur Talebesinin vicdan borcudur.

Tanıştığımız herkese ondan bahsetmek, bir kitap hediye etmek, derslere giderken yeni bir arkadaşımızı da götürmeyi âdet edinmek gerektir. Bu enerji ve gayreti sürekli kılmak için de, her gün takip ettiğimiz kitaplardan kesinlikle okumayı ihmal etmemek, değişmez hayat anlayışımız olmalıdır.

Evet, başkalara karışık bir mazi, bize de parlak bir istikbal ihsan eden Rabbimizin taksimine razıyız. Şimdi şevk-i mutlak içinde, tam bir gayret ve hizmet zamanıdır.

asyanur.info

Yorum Yap