CENNET HAYVANLARI
Tefekkür

CENNET HAYVANLARI

Kur’an-ı Kerim’de var olan yüz on dört sureden birisinin adı En’am Suresidir. Bir kısım mübarek hayvanlar bir sureye isim olmuştur. Her cihetiyle nimet olan bu hayvanlar, gerçekten çok dikkat çekicidir.

Bu hakikate şöyle bir tefsir yazan Bediüzzaman “Ve enzeleleküm minel en’ami semaniyete ezvac”ayeti ifade ediyor ki ‘Sekiz nevi hayvanat-ı mübarekeyi size hazine-i rahmetinden, güya Cennetten nimet olarak indirilmiş, gönderilmiş.’ Çünkü o mübarek hayvanlar, bütün cihetleriyle, bütün nev’i beşere nimet olduğundan, saçından bedevilere seyyar haneler, elbiseler, etinden güzel yemekler, sütünden güzel, leziz taamlar ve derilerinden pabuçlar vesaire, hatta gübreleri mezruatın (ekilen bitkilerin) erzakı ve insanların mahrukatı (yakacağı) hükmünde olup, güya o mübarek hayvanlar, tecessüm etmiş (cisimleşmiş) ayn-ı nimet ve rahmettirler. Onun içindir ki, yağmura ‘rahmet’ namı verildiği gibi, bu mübarek hayvanlara da ‘en’am’ namı verilmiş. Güya, nasıl ki rahmet tecessüm etmiş, yağmur olmuş; öyle de nimet dahi tecessüm etmiş, keçi, koyun, öküz ile manda ve deve şekillerini almışlar.” (Lem’alar s.662)

Evet; etinden, sütünden, derisine; bağırsağından, tüyünden, gübresine kadar, hiçbir şeyi israf olmayıp insanın istifadesine sunulan bu mübarek hayvanlar; diğer hayvanlardan yılan, kurt ve aslana kadar hepsi insana düşman iken, bunların hizmetkâr olmaları, sanki Cennetten özel indirilmiş mahlûklar ve İlâhî nimetin cisimleşmiş şekilleridir. Erkekli dişili olan deve, keçi, koyun ve sığır dediğimiz bu hayvanlar, insanlar için başlı başına birer nimettirler.

Evet, nihayetsiz feza-yı âlem içinde, milyarlarca galaksiden biri olan Samanyolunda, iki yüz milyon güneşten sadece birisi olan bildiğimiz güneşe bağlı ve milyonlarca seneden beri döndürülen Dünya gezegeninde, şerefli bir misafir olarak ağırlanan insanoğlu; nasıl bir Rabbin nimetleriyle terbiye olunduğunu, nasıl bir Rahman’ın rahmetiyle rızıklandırıldığını anlamak, kavramak ve hamd etmek için, ülfet, ünsiyet ve gaflet gözlüğünü atmalı; ibret, hikmet ve tefekkür penceresiyle kendisine ve çevresine bakmalıdır.

Böyle yaptığı takdirde, her şey olduğu gibi gerçek hakikatiyle görünecek ve Rahman olan Âlemlerin Rabbine hakkıyla kulluk yapacaktır. Yoksa, hayvanlardan daha aşağı, bedbaht bir mahlûk olarak Cehenneme yuvarlanacaktır. Tercih ise, insanın kendisine aittir.

asyanur.info

Yorum Yap