Bir toplumda iman ne kadar inkişaf ederse, hürriyet nimeti o nispette parlar. Zira, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi “Hürriyet, Rahman olan Allah’ın bir hediyesi ve imanın bir hassasıdır.” Asr-ı Saadet…

İnsanı, mahlukatın en şereflisi yapan ve diğer varlıklara üstün kılan sır, çok kapsamlı istidat ve kabiliyetlerle donatılması, hatta meleklere bile verilmeyen âlet ve duygularla techiz edilmesidir. Bahsi geçen cihazlar içinde…

Yokluk karanlıklarından ve mazinin en derin derelerinden varlık âlemine çıkarılan ve bu güzel dünya memleketine gönderilen insanlar, kimin tarafından ve ne maksatla gönderildiğinin şuuru içinde bu hayatı değerlendirmek durumundadırlar. “Ben…

Lâiklik, din ile devlet ve siyasetin birbirinden ayrılması prensibidir. Bu itibarla devlet istiyorsa lâik olabilir. Ancak, kişiler kendilerini lâik olarak tanımlayamazlar. Zira, şahıs ya dinle bağı vardır ya da yoktur.…

Lâiklik ilkesini vicdan ve din hürriyetinin teminatı ve şemsiyesi olarak algılamayıp, din düşmanlığı ve dindarları ezme aracı olarak gören bir zihniyetin mensuplarından, bir asra yakındır bu millet çok eza ve…

Geçen gün ekrandan gösterilen, İspanya’daki matadorla boğa arasındaki boğuşmayı görünce içim parçalandı. Kan revan içinde bırakılan boğaya öldürücü darbeyi vurması için, on binlerce seyirci “Oley! Oley!” diye bağırıyordu. Bu korkunç…

Kim neye lâyık ve müstehak ise, Hak ismiyle hakkını veren Cenab-ı Hak “Hak yücedir ve hiç bir şey ondan daha yüce değildir.”ferman etmektedir. Kulluk canibinden bakıldığı zaman, Allah’ın insanlar üzerinde…

Asr-ı Saadette, sahabeler arasında hatadan dönme faziletinin binlerce misali olduğu gibi, âhirzamanda sahabe mesleğinin bir cilvesine mazhar olan Nur Mesleğinde de, çok misaller vardır. Onlardan bir tanesini nakletmek istiyorum: Bediüzzzaman’ın…

Bu dünya bir imtihan meydanıdır. Altınları bakırdan ayıran bir elek; elmasları şişelerden, sıddık fedakârları mütereddit sebatsızlardan, halis muhlisleri benlik menfaatlerini bırakmayanlardan ayıran bir süzektir. Samimi ihlâsını kıran kim olursa olsun,…

Hadis-i Şeriflerde, Mukallibel Kulub olarak belirtilen Cenab-ı Hakkın, günde yetmiş defa insan kalbine tecelli ettiği haber verilir. Bu yüzden insanın bir hali diğer halini tutmaz. Bazen sevinçli, bazen kederli, bazen…

Dünyaya geldiğine bin defa pişman olan, herkese ve her şeye kızan; yakıp yıkmak, kırıp dökmek isteyen iç barışı olmayan insanlar, her an patlamaya hazır bir bomba veya dinamit gibidirler. İç…

İnsan mahiyeti itibariyle, nihayetsiz istidat ve kabiliyetlerle, karmaşık duygu ve hislerle donatılmış bir varlıktır. Öylesine engin bir derinliği ve geniş bir ufku vardır ki, araştırıldıkça bilinmezliği artan ve iç dünyası…

Cenab-ı Hak tarafından kalbine yerleştirilen ölümsüzlük arzusuyla sonsuza kadar yaşamak isteyen ve hiç ölmeyecekmiş gibi bir duygu ile sımsıkı dünyaya sarılan insanoğlu; her an hem yaşamak, hem de ölmek arası…

Kâinatın bütün çarklarını insan için döndüren, her şeyi insanın hizmetine veren ve atomlardan galaksilere kadar umum mevcudatı ve olayları, kader ve kaza kalemleriyle sevk ve idare eden sonsuz bir Kudret…

Dünyanın belki de en zengin dili olan Osmanlıca’ya, içinde Arapça ve Farsça gibi kelimeler olduğu için, iflah olmaz bir düşmanlık ve kin ile, Öz Türkçecilik adı altında harp ilan edildi.…

“Devlet organları içinde en ziyade hürriyetini muhafaza etmeye, tesirat-ı hariciyeden en ziyade bitarafâne, hissiyatsız bakmakla mükellef olan elbette mahkemelerdir. Adliye memurları, hissiyattan ve tesirat-ı hariciyeden bütün âzâde ve serbest olmazsa,…

Fıtraten medeni olarak yaratılan ve bundan dolayı sosyal bir hayat yaşamak durumunda olan insanın, istidat ve kabiliyetlerine, duygu ve kuvvelerine fıtrî bir had ve sınır konulmadığından; beşerî münasebetlerde ve muamelatta…

İnsanın yaşantısında ve hareketlerinde her istediğini yapması, dinimizce kabul görmemiştir. Batı toplumları da mutlak hürriyet anlayışını terk etmeye başlamıştır. Her türlü hürriyetin başı boş kullanılmasının anarşi ve kargaşaya sebebiyet verdiği…

Vahşet ve bedevilik, kölelik, esirlik ve ücretlilik devirlerini geride bırakarak, serbestiyet ve malikiyet dönemine geçen ve insan fıtratında var olan hür yaşamak uğrunda büyük mücadeleler veren insanlık âlemi; şu medeniyet…

Teknolojik imkân ve vasıtaların önünde âciz kaldığı, herkesin can derdine düştüğü ve insanlık olarak âcizliğinin son derce farkına varılıp, Allah’a sığınıldığı öyle dehşetli bir tablodan daha dehşetli ve manevi durumlar…

Âlemlerin Rabbi ünvanıyla kâinatta muhteşem bir saltanatla hükmeden Cenab-ı Hak, sonsuz gayeler ve maksatlar için yarattığı âlemi ve yine sayısız hikmetler için var ettiği insanlık nev’inin; takip ettiği gayelerine muvafık…