Hayat

BOŞA GEÇEN YILLAR GELMEZ Kİ GERİ!

İnsan bu dünyaya lezzetle ve safa ile ömür geçirmek için geldiğini zannederse, uçup giden yıllara geri dönüp baktığında, elbette bomboş geçtiğini fark edecek fakat geri döndürmeye gücü yetmeyecektir. İhtiyarların dediği gibi “Eyvah! Gençliğimizi boş yere, belki zararlı zayi ettik. Sakın bizim gibi yapmayın”diyecektir.

Hiç bitmeyecek sanılan ömür dakikaları, makineli tüfekten sür’atle çıkan ve bir daha geri gelmeyen mermiler gibi uçup gitmekte, sahibine hüzünlü anlar yaşatmakta ve geçmiş anılar için bazılarına şiirler yazdırmaktadır.

“Bütün şuaranın (şairlerin) divan-ı eş’arını (şiir divanlarını) sıksan, elemkârâne birer feryat damlar.”diyen Bediüzzaman, bütün şairlerin şiirlerinde  hep elem ve hüzün saklı olduğunu ifade ediyor.

“Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider.”diyerek, Bediüzzaman ne kadar önemli bir noktaya dikkatlerimizi çekiyor.

Kronometreli bir saatin çalışmasına baktığımız zaman, ömrün nasıl sür’atle akıp gittiğini görmek mümkündür. Zaten ömür dediğimiz ne ki? Ancak yaşadığımız bir andır. Belki bir ân-ı seyyaledir. Zira geçen geçmiş, geleceğe çıkmaya da senedimiz yok. O halde, ömrümüzü bulunduğumuz an bilip, onu Allah rızası dairesinde geçirmeye bakmak lazımdır.

Her ne kadar geçen ömür dakikalarını bu dünyada geri getirmeye imkânımız yok. Fakat kabir ve âhiret âleminde o dakikalar tekrar bize dönecek. Ya karanlıklı olarak sahibinin aleyhinde dâvâcı olacak veya nurani bir tarzda olup sahibinin lehinde şahitlik yaparak ebedi saadetine vesile olacaktır.

Ehl-i iman olanlar, özellikle kudsî bir dâvâya baş koyanlar, geri dönüp baktıkları zaman “Boşa geçen yıllar dönmez ki geri!”dememek için, güneşin üzerine doğduğu bütün varlıklardan daha hayırlı olan iman hizmetinden bir an bile geri kalmamalıdır. Ve onu gerçekleştirmek için cebinden kitabı, dilinden hikmetli hitabı eksik etmemelidir.

asyanur.info  samicebeci.net

Yorum Yap