Hatıralar Geçidi Risale-i Nur Hizmeti

BİLKENT ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMALARI (HATIRALAR GEÇİDİ-56)

Reklam

1989-1990 eğitim yılı başında, Gazi üniversitesi hocalarından İsmail Karacan’ın dâveti üzerine, yedi ay kadar oranın mescidine devam etmiş, bin beş yüz kişilik mescidin yarısı Cuma günleri dolarken, zaman içinde tamamen dolmuş ve matbaa kısmına ve üst katlara kadar katılım artmıştı. Risale-i Nur’dan anlatılan meseleler, üniversite gençliği tarafından büyük bir ilgi ile takip ediliyordu.

1992 yılından itibaren de, gönüllü olarak Bilkent Üniversitesine gitmeye başlamıştım. Orada mastır yapan bacanağım Kemal “Üniversite mescidinin hocası yok. Öğrenciler idare ediyorlar. Zaman ayırabilirsen, oraya gitsen iyi olur.” demişti. İlk gittiğimde gerçekten dediği doğruydu. Öğrenciler kendi aralarında idareten Cuma namazını kıldırıyorlardı. Kürsüye çıktım ve derse başladım. Aynı gün, hutbeye çıktım ve Cuma namazını da kıldırdım. Çıkış o çıkış ve sekiz sene boyunca bu vazifeyi yerine getirdim. Yedi yüz kişilik kapasitesi olan mescitte ilk gittiğimde seksen kişi vardı. 1996 yılına geldiğimizde mescit tamamen dolmuş ve yüzden fazla insan da otoparkta namazlarını kılar hale gelmişti. Risale-i Nur’un gücü ve tesiri, cemaatin katlanarak çoğalmasına vesile oldu.

Aynı yıl, bir Cuma günü yine kürsüye çıktım ve Sözler adındaki eseri önüme koydum. Derse başlayacakken güvenlik amiri Osman Bey yanıma yaklaştı ve “Hocam! Cemaate söyleyin, bundan böyle naylon hasırlar üzerinde mescit dışında namaz kılınmayacak. Rektörlük idaresi bu durumdan çok rahatsız. Herkes içeride mescitte namazını kılsın.” dedi. Neden böyle bir durum olduğunu anlamıştım. Zira, Hürriyet, Milliyet ve Sabah gibi büyük gazetelerin muhabirleri gelip cemaatin içeride ve dışarıdaki halini haber yapsalar ve Bilkent Üniversitesi “İrticanın yuvası olmuş!” diye manşet yapsalar, rektörlük sıkıntıya girecekti.

“Osman Bey! Bu cemaat yazın sıcağında, kışın fırtına ve soğuğunda keyfinden değil, sığmadığından dışarıda namaz kılmak durumunda kalıyor. Bütün sorumluluğu ben üstüme alıyorum. İdareye aynen bunları söyleyin. Rektörlük mescidi büyütsün, o zaman göreceksiniz ki, cemaat mutlaka içeriye girecektir. Yoksa, yerimiz yok diyerek ben cemaati geriye çeviremem.” dedim.

Cemaatin yüzde doksan sekizi üniversiteli gençlerden meydana geliyordu. Risale-i Nur’daki cazibe onları kendine çekiyordu. Her gelen genç, diğer hafta yeni bir arkadaşını da getiriyordu. Mayıs ayı sonunda yaptığımız bahsi geçen konuşmadan bir müddet sonra yaz tatiline girildi. Eylül ayının son haftasında  Bilkent mescidine gittiğimde Gözlerine inanamadım. Prefabrik olan mescidin ön duvarı kaldırılmış ve bir misli daha ileri uzatılmış, bin dört yüz kişilik kocaman bir cami olmuştu.

Baştaki REFAH-Yol koalisyonu iktidarının havası yönetime de sirayet etmiş ve mescidi ortadan kaldırmak yerine, daha da büyütmeye vesile olmuştu. Bir gün , Osman Bey bana “Seni başımızdaki emniyet amiri çağırıyor. Müsait isen birlikte gidelim.” dedi. O gün arabaya kayın peder ve cemaatimizden iki kişi daha almıştım. Birlikte gittik. Baş amirleri Yüksel Bey, emekli bir albaydı. Önce çay söyledi ve “Hocam! Ben Cuma namazı filan kılmazdım. Arkadaşlar yeni bir hoca gelmiş, çok ilginç şeyler anlatıyor dediler. Merakımdan bir defa geldim ve her hafta seni dinliyorum. Sen bunları nereden anlatıyorsun? Hem seni buraya kim gönderdi?” dedi. “Efendim! Ben imam-hatip çıkışlı olduğum için bildiklerimi paylaşıyorum. Hem ceketim de omzumda, her zaman gidebilirim.” dedim. “Yanlış anlama! Biz senden çok memnunuz. Fakat, anlattıkların imam-hatip bilgisine hiç benzemiyor. Bu anlattıkların çok ikna edici. Yalnız bir ricam var. Sakın öğrencilere hutbe okutma!” Bir gün öğrencilerden birisi, cübbeyi saklayıp hutbe okumuş ve generallere, rektörlere saldırmıştı, onu kastediyordu.

 

İki bin yılında ve sekiz sene sonra, Çankaya müftülüğü tarafından resmi imam tayin edildiğinde, bin dört yüz kişilik bir cemaat teslim almıştı. Böylece, hayatımın en tatlı hatıralarından bir kısmı Bilkent Üniversitesinde geçmiş oldu. Böyle bir hizmete mazhar kıldığı için Allah’a ne kadar şükretsem yine de azdır. (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap