Hayat

BEDİÜZZAMAN’DAN İLGİNÇ BİR HATIRA

Eskişehir hapishanesinden tahliye edildikten sonra, 1937 yılında Kastamonu’ya sürgün olarak gönderilen Bediüzzaman, kısa zamanda çevre ilçelerde de duyulur. Fakat, kimse yanına gidememektedir. Kaldığı ev polis karakoluyla karşı karşıyadır ve her hali kontrol edilmektedir.

İnebolu ilçesinde bir kısım insanlardan İbrahim Mırmır, Salih Uğurtan, Ziya Dilek, Nazif Çelebi gibi şahıslar, hocaların vaazlarından ve okudukları kitaplardan İslâm deccalı çıktığı zaman, onun tahribini tamir için Mehdi’nin de çıkacağını, asker toplayıp ona karşı cihad ilân edeceğini öğrenmişlerdir. Bu yüzden dede yadigârı kılıçlarını bileyip, tüfek ve tabancalarını yağlar, hazır kıt’a beklerlermiş. Tâ ki, Mehdi asker toplamaya başladığı zaman hemen harekete geçebilsinler.

Bu grubu temsilen iki kişi, kısa zamanda adı duyulan Bediüzzaman’ı ziyaret için Kastamonu’ya ziyarete gelir. Üstad onlara teberrüken bir ders yapar. Dersin sonunda da, onlara Risale-i Nur tefsirlerinden bazılarını verir ve der ki: “Kardeşlerim! Bundan sonra  cihad yolunda maddi kılıçlar kınına girdi, Kur’an’ın elmas kılıçları ortaya çıktı. Dinsizliğe karşı mücadelemiz bu elmas kılıçlarla olacaktır. Siz bu kitapları hem kendiniz için yazın hem de başkalarına da yazdırın ve yayılmasını sağlayın.”

Bu ikazdan sonra gerçeği görüp ayılan ve bu zamanda Allah yolunda cihadın manevi ve ilmî olduğunu fark eden İnebolu kahramanları, muhatap oldukları bu din âliminin manevi şahsiyetini idrak ederler. Beklenen zatın kim olduğunun farkına varırlar. Ondan sonra da, hayatlarının sonuna kadar iman ve Kur’an hizmetine hayatlarını vakfederler.

Lüks ve ihtişam içinde kendilerini Mehdi ilân edenlerin bulunduğu zamanımızda, gerçek anlamıyla beklenen zatın bilinmesine ne kadar ihtiyacımız var! Hayatı boyunca kendisine izafe edilen manevi makamları kabul etmeyen Bediüzzaman’ı, er ya da geç yalnız Müslümanlar değil, bütün dünya insanlığı tanıyacaktır, inşaallah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap