BASİRET GÖZÜ
Tefekkür

BASİRET GÖZÜ

“Göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.”diyen Bediüzzaman Hazretleri, gözü Allah namına kullandığımız zaman onun manevi değerinin yükseleceğini ve kâinat kitabının bir mütalâacısı, İlâhi sanatların bir seyircisi ve dünya bahçelerindeki rahmet çiçeklerinin bir arısı derecesine çıkacağını söyler. İbret gözüyle bakılan varlıklardan manevi öz suları alarak kalp kovanında iman balı yapacağını ifade eder. Aksi takdirde o gözün, nefsani ve şehvani arzulara hizmet eden basit bir alet durumuna düşeceğini beyan eder.

İnsanda baş gözünün olması varlıkları görmeyi, basiret gözünün bulunması da o varlıkların yaratıcısını görmeyi sağlar. Yaratıcıyı görmemek, basiret gözünün kör olduğunu gösterir. Hâlbuki, her fiilin bir faili, her kitabın bir kâtibi ve her sanatlı şeyin bir sanatkârı bulunması gerekir. Bediüzzaman Hazretleri der ki: “Basar masnuatı görüp de, basiret Sanii (Sanatkârı) görmezse çok garip ve pek çirkin düşer. Çünkü o halde Sâniin manen, kalben görünmemesi ya basiretin fıkdanından (yokluğundan) veya kalp gözünün kör olmasındandır.” (Mesnevi-i Nuriye s.333)

Evet, Allah’ı inkâr etmek, gözün gördüğü bütün eşyayı inkâr edip yok saymaktan daha çirkin bir inkârcılıktır. Böyle insanların kalpleri ve kulakları mühürlenmiş ve gözlerine de perde çekilmiştir. O çekilen perde ise manevidir ve onların kendi kabahatlerinin neticesidir ve ondan sakınmak kâfirleri için mümkün değildir. Göz ruhun aynası olduğundan, onlar gözlerinden de bilinebilirler.

Evet, baş gözü de, basiret gözü de Allah’ın bir mucizesi ve hediyesidir. Ancak göz herkeste var fakat basiret gözü ise, iman hakikatlerine talip ve sahip olanlarda vardır. Allah basiret gözünden hiç birimizi mahrum etmesin.

asyanur.info

Yorum Yap