Siyaset

AVRUPA BİRLİĞİ VE İSLÂM-HRİSTİYAN İTTİFAKI- 2

(Dünden devam)

Asrımızda dinsizliği temsil eden büyük deccal komünizmin, hür dünyayı tehdit etmesini durduran ve askeri cenahta kurulan İslâm- Hristiyan ittifakı “NATO” ile gerçekleşti. Bu kuruluşta bulunan tek İslâm ülkesi de Türkiye’dir. Ve nihayet 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin çökmesi ve komünizmin ölmesiyle hedefine ulaştı.

Fakat, genel anlamda dini dışlayan bu materyalist zihniyetin ve insanları nefs-i emmâresine esir eden dehşetli bir haram keyif ve eğlencelerin pençesinden insanlığı kurtarmanın diğer bir çaresi ise, Siyasi, ekonomik ve kültürel bir iş birliği olan İslâm- Hristiyan ittifakıdır. Böylesine geniş çaplı bir ittifak ise, İslâm dünyasının manevi lideri ve ileri karakolu hükmündeki Müslüman Türkiye’nin içinde bulunduğu Avrupa Birliğidir.

Türkiye’nin din ve kültür farklılığı, Avrupa Birliği için bir zaaf değil, Peygamber Efendimizin (asm) haber verdiği bir mecburiyettir. Ve kültürel zenginliğe vesiledir. Böyle bir ittifak, çeşitli şekillerde gerçekleşen İslâm Birliğine engel değil, tam tersine dinler ve kültürler arası köprülerin kurulmasını netice verecektir.

Geniş bir açıdan olayları değerlendiremeyen dar görüşlü bir kısım fanatik Müslümanların “Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin.” ayetini delil getirmeleri gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bu kısır düşünceyi ilmen çürüten Bediüzzaman Hazretleri, bu yasaklamanın Yahudi ve Hristiyanlar ile Yahudilikleri ve Hristiyanlıkları itibariyle geçerli olduğunu söylemektedir.

Münâzarât adındaki eserinde bu hakikati şöyle izah etmektedir: “Hem de bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet sıfat ve sanatı içindir. Öyle ise, her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, her bir kâfirin dahi bütün sıfat ve sanatları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir sanatı, istihsan etmekle (beğenmekle) iktibas etmek neden caiz olmasın? Ehl-i Kitaptan bir haremin (eşin) olsa, elbette seveceksin.

“Saniyen: Zaman- ı Saadette bir inkılab-ı azim-i dinî vücuda geldi. Bütün ezhanı (zihinleri) nokta-i dine çevirdiğnden, bütün muhabbet ve adaveti (düşmanlığı) o noktada toplayıp muhabbet ve adavet ederlerdi. Onun için gayr-ı Müslimlere (Müslüman olmayanlara) olan muhabbetten nifak kokusu geliyordu. Lâkin, şimdi âlemdeki, bir inkılab-ı acib-i medeni ve dünyevidir.

Bütün ezhanı zabt ve bütün ukulü (akılları) meşgul eden nokta-i medeniyet, terakki ve dünyadır. Zaten onların ekserisi, dinlerine o kadar mukayyet (bağlı) değildirler. Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan (beğenmek) ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asâyişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat’iyen nehy-i Kur’anîde (Kur’an’ın yasaklamasında) dahil değildir.” (Münâzarât s. 71)

Bahsi geçen hakikatlere binaen, Avrupa ile hem sanayi, ticaret ve kültür alış verişini temin eden, hem asâyiş ve barışa yardım eden, hem dahildeki resmi ideolojinin tortularından kurtulmaya vesile olacak olan bir İslâm-Hristiyan ittifakı, demokrat ve sağduyulu Müslümanların hararetle savunduğu Avrupa Birliğidir. NATO ittifakından sonra, şimdi ise, Avrupa Birliğine girmenin tam zamanıdır. Ne dahildeki ve ne de hariçteki engellemeler, Türkiye’nin bu birliğe girmesine mani olmamalıdır. Ve ne gerekiyorsa da onlar yapılmalıdır. Böylece, Peygamber Efendimizin (asm) verdiği bu ittifak müjdesi gerçekleşmiş olacaktır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları) (YouTube-Sami Cebeci ile her akşam canlı Risale-i Nur dersleri)g

Reklam

Yorum Yap