Hayat

ASIL HÜNER NEDİR?

İman ve Kur’an hizmetiyle meşgul olan cemaatler, bu esnada çok olaylarla karşılaşır. Hiç umulmadık fertlerden, yine umulmadık şeyler meydana gelir. Böyle durumlarda olan bitenleri soğuk kanlılıkla değerlendirmek, telâşa kapılmadan ve acele etmeden netice almak gerekir.

Bediüzzaman, bu hususta hem dar hem de geniş sosyal dairelerde uygulanabilecek ölçüler vermektedir. “Asıl hüner, kardeşini fena gördüğü zaman, onu terk etmek değil, bilâkis daha şiddetle muhabbetini ziyadeleştirip onun ıslahına çalışmaktır.”der. Bırakın hizmet ehli olanları, şahsi kusurları yüzünden fenâ duruma düşen fertleri bile muhafaza etmeyi Üstat emrediyor.

Burada önemli olan, hizmetimizin ve mesleğimizin esaslarını tahrip etmeye yönelik bilerek hata yapılmamasıdır. Kendi dışında meydana gelen veya getirilen hatalar olursa o başkadır. Zira, insan iradesiyle yaptığı işlerden sorumludur. İradesi hükümsüz olursa, o zaman muaheze olunmaz. Bu nokta çok önemlidir.

Bir başka nokta ise, şahsî kusurlara nazar-ı müsamaha ile bakmak ve düzeltmeye çalışmak esas iken, mesleğin esasını bilerek incitecek meseleler olursa, orada af ve müsamaha olmaz. Çünkü “İttihat, imtizac-ı efkârdır.” Fikir birliği olmadan, gerçek bir birlik de oluşmaz. Bu fikir birliği varsa, diğer meseleler bir şekilde halledilebilir.

Bediüzzaman’ın dediği gibi “Mesleğimiz Haliliye olduğu için, meşrebimiz hıllettir. Hıllet ise, en yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve civanmert kardeş olmak iktiza eder.” Bahsi geçen prensipler yaşanmak için yazılmıştır. Sadece başkalarına okunmak için değil. Bilinmelidir ki, tek başımıza bir hiçiz. Fakat, şahs-ı manevi ile birlikte olduğumuz zaman, Allah’ın izniyle nice hizmetleri icra ederiz.

asyanur.info  samicebeci.net  (Sami Cebeci videoları)

Yorum Yap