ALLAH’I TANIMAK VE SEVMEK
Tefekkür

ALLAH’I TANIMAK VE SEVMEK

Reklam

Allah’ı tanımak ve sevmek, sanattan sanatkâra geçmekle olur. Nihayetsiz güzel olan Esma-i Hüsnasıyla kâinata tecelli eden Cenab-ı Hakkın, güzel olan tecelli ve yansımalarını mahlûkat aynasında insan lâtifeleriyle müşahede etmek durumundadır. Gözü, kulağı ve sair duyu ve organlarıyla âlemi seyredip, onlarda tecelli eden isimlerin güzelliğini görerek, manen Allah’ı müşahede etmek insan için en saadetli bir haldir.

İşte bu, huzur makamıdır. “Siz nerede olursanız olun, Allah sizinle beraberdir.”ayetinin hakikati o insanda eserini göstermeye başlar. “O, size şah damarınızdan daha yakındır.”ayeti ile “Allah, muhakkak kendisini görüyor gibi ibadet eden kullarıyla beraberdir.”ayetini sırları inkişaf etmeye başlar. “Allah, muhakkak kullarının her halini görüp gözetendir.” “O, kalplerden geçen en gizli sırları dahi bilir.”ayetlerinin mânâ ve incelikleri zahir olmaya başlar.

Evet, vazifesi müşahedetullah olan lâtifelerin yerinde kullanılması, insanın en yüksek derecelere erişmesine vesiledir. Bu hakikati Bediüzzaman şöyle özetler:”Şimdi, hayatının saadet içindeki kemâli ise, senin hayatının aynasında temessül eden (yansıyan) Şems-i Ezeli’nin (Allah’ın) envarını (nurlarını) hissedip, sevmektir. Zişuur (şuur sahibi) olarak Ona şevk göstermektir. Onun muhabbetiyle kendinden geçmektir, kalbin göz bebeğinde aks-i nurunu yerleştirmektir. İşte bu sırdandır ki, seni âlâyıilliyine (en yüksek makama) çıkaran bir hadis-i kudsinin meal-i şerifi şöyledir: “Ben, göklere ve yere sığmam fakat mümin kulumun kalbine sığarım.” (Sözler s. 212)

Lâtifelerin veriliş gayesinin bu gibi hakikatler olduğunu bilen samimi müminler, dünya ve âhiretin en bahtiyar insanlarıdır. Allah, cümlemizi onlardan eylesin, amin.

asyanur.info

Reklam

Yorum Yap