Hatıralar Geçidi

2. AVUSTRALYA SEYAHATİ- 1 (HATIRALAR GEÇİDİ- 12)

Reklam

15 Aralık 2010 tarihi yaklaştıkça beni bir heyecan sardı. Zira, o tarihte Avustralya kıt’asına gidecektim. 1998 yılında ilk defa gittiğim bu kıt’ada, çok gönül

dostları edinmiştim. Aradan tam on iki yıl geçtikten sonra, Avustralya Nur Vakfı tarafından tekrar dâvet edildim.

Nur Vakfının genel koordinatörü Fatih Yargı kardeş “Gelirken kendi kitaplarından bir valiz dolusu hazırla öyle gel.” diye sıkı sıkıya tembihte bulundu. O zamana kadar yayınlanan altı kitabı, otuz beş takım yaparak iki valize doldurdum. Toplam iki yüz on kitap olmuştu. Otuz kiloluk yük taşıma hakkım da dolmuştu.

Gereken vize işlemlerini tamamladıktan sonra, Avustralya’dan bir işi için Türkiye’ye gelen Halil Yıldız kardeşle, Ankara-Esenboğa hava alanında buluştuk. Katar hava yolları uçağı ile önce Katar’ın başkenti olan Doha’ya, Üç buçuk saat süren bir uçuştan sonra indik. Bin üç yüz kilometrelik bir yol kat etmiştik. Bir saat süren vize ve bagaj aktarma işlemlerinden sonra, gece yirmi dörtte, dört yüz kişilik daha büyük bir uçakla havalandık.

Çok kestirme bir gidiş yoluydu. Ankara, Doha ve Melbourne hattıydı. Sanki cetvelle çizilmiş gibiydi. Sabah namazını kılmak için hosteslere rica ettiğim zaman çok memnun oldular ve hemen bir battaniye hazırlayarak kıble istikametine serdiler. Namazdan sonra kendilerine teşekkür ettim. Memnuniyetleri yüzlerinden okunuyordu. Hepsi Müslüman olan hostesler idi.

Okyanus üzerinden uçarak, on üç buçuk saat süren uzun bir yolculuktan sonra, Melbourne hava alanına indiğimizde, kolumdaki saat  Türkiye’de on üçü gösterirken, oranın yerel saati gece yirmi ikiyi gösteriyordu. Dokuz saat zaman farkı vardı. Karşılamaya gelen yirmi kadar gönül dostlarımızla hasretle kucaklaşıp, vakıf merkezine ulaştık. Kalabalık bir cemaat bizi bekliyordu. Hepsiyle kucaklaşıp hasret giderdik. Yeni yetişen gençler hariç, hepsini ismen hatırlıyor ve öyle hitap ediyordum. Çok mutluluk veren bir tabloydu. Akşam ve yatsı namazlarından sonra, geçmişin hatıralarını yad ettik ve o akşamı öyle değerlendirdik.

Ertesi gün Cuma idi. Yirmi dönüm arazi içine kurulu Nur Vakfı Külliyesinin, dört yüz metrekareye yakın bir bölümü cami olarak kullanılıyordu. Farklı milletlerden olan Müslümanların da geldiği Cuma namazında, Sadık Hoca önce Türkçe, sonra İngilizce hutbe okudu. Üç yüz civarındaki cemaat içindeki Türkçe bilmeyenler, hutbeyi ancak  İngilizce anlayabiliyorlardı. Güzel bir gün geçirmiştik. O akşam, vakfın bir şubesi olan Brodmedoaus semtindeki hizmet merkezimize dört taksiyle gittik. ilk dersimizi orada okuduk. İki katlı binanın girişinde kitap satış ve abdest alma yerleri, sportif faaliyetlerin yapıldığı geniş bir salon, üst katında mescit ve ders salonu ile misafir odaları bulunuyordu. Geniş bir katılımla gerçekleşen ders ve hizmet hatıraları, hepimiz için bir ilim ve feyiz kaynağı oldu, elhamdülillah.  (Devamı yarın)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)  (YouTube-Sami Cebeci ile canlı Risale-i Nur dersleri)

Reklam

Yorum Yap