Hayat

TARAFGİRLİK HASTALIĞI

“Tenasüp, tesanüdün esasıdır.”kaidesiyle fikir, meşrep ve mizaç bakımından birbiriyle uyumlu olan fertlerin, ortak bir topluluk meydan getirmeleri fıtrî bir neticedir. Kaderin sevkiyle meydana gelen ve İslâm tarihinin zenginliğine vesile olan mezhepler ve tarikatlar, bahsi geçen hakikatin en açık delilidir.

Kendi gittiği yolun hak ve doğru olduğunu kabullenerek, başkalarının gittiği yol ve metoda ilişmeyen ve onların tahrip ve iptaliyle uğraşmadan, kendi mesleğini ihya ve canlandırmaya çalışan topluluklar, İslâm adına zenginliğe vesiledir.

Fakat, kör inat ve tarafgirlik hastalığına müptela olmuş topluluklar ise, zenginlik yerine, fitneyi ateşlemekten ve ihtilâfları körüklemekten başka bir iş yapmış olmazlar. İslâm tarihi boyunca az da olsa vukua gelen dahili olaylar ve savaşlar buna delildir.

Tarafgir bir nazarla olaylara yaklaşan ve peşin hükümle değerlendirme yapanlar, ihlâsı ve hakkı koruyamazlar. Kin, düşmanlık, gıybet ve haset gibi, Allah’ın razı olmadığı duygulardan kendilerini kurtaramazlar.

İslâm’a gönül veren ve hizmet eden cemaatlerin, çok azınlıkta olan ehl-i dalâlete mağlûp olmaları, müspet ihtilâf yerine, başkasının tahribini netice veren menfi ihtilâfa düşmelerindendir. Bediüzzaman’ın tespitiyle “Birbiriyle boğuşanlar, müspet hareket edemezler.”

Böylesine acı ve elem verici hallere düşmemek için, ihlâs ve kardeşlik prensipleri ön plana çıkmalı ve başka hizmet gruplarına da muhabbet nazarıyla bakılmalıdır. O zaman, kalplerde ve gönüllerde meydana gelen müspet duygularla manevi birlik ve beraberlikler gerçekleşmiş olur. Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde, bahsi geçen hakikate ne kadar muhtaç olduğumuz açık bir gerçektir.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap