ŞEVK-İ MUTLAK
Hayat

ŞEVK-İ MUTLAK

Risale-i Nur tefsirleri bu memleketin manevi bir halâskârıdır. Nur Talebeleri de, Kur’an’ın bir elmas kılıcı hükmündeki bu kuvvetli tefsirlerin hakiki sahipleri ve sâdık kahramanlarıdır.

Nur Talebeleri, toplumun imanını kurtarmak, kuvvetlendirmek ve tahkiki imana yükseltmek maksadıyla doksan seneyi aşkın bir zamandan beri cansiperâne çalışıyorlar. Allah’ın rızasından başka bir hedefi olmayan bu fedakâr insanları ve bu hasbi hizmetin mahiyetini hakkıyla anlayamayan  ve hep başka maksatlar arayan etkili ve yetkili merciler, onlara akıl ve hayale gelmedik zulüm ve işkenceleri reva gördüler. Fakat Nur Talebeleri bütün bunlara rağmen ne devletine ve ne de milletine küsmediler.

Derin güç merkezleri, arzu ettikleri neticeleri alamadıklarını fark ettiklerinde, bu sefer onların içlerine fitne tohumları ekerek tesanüdü bozmaya çalıştılar. Genelde bunda da tam muvaffak olamadılar. Cüz’i sarsıntılar ise, iman hizmetinin daha da genişlemesine ve yaygınlaşmasına vesile oldu. Kendi mesleğinin muhabbetiyle hareket etmek, başka mesleklerin noksanlarıyla meşgul olmamak ve Müslümanların nereden ve kimden olursa olsun istifadelerine taraftar olmak gibi, çok önemli düsturların benimsenmesi ve yaşanması sayesinde, sinsi plânlar neticesiz bırakıldı.

Meydana gelen bir kısım olumsuz olaylar gerçi kalp ve ruhlarda menfi etki yapar. Şevkleri bir derece kırar. Hizmette geçici bir gevşekliğe sebep olur. Ancak, Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi “Hamiyet ise,şiddet-i mevanie (manilerin şiddetine)karşı şiddetle metanet etmektir. Çabuk yeise ınkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir.” “Bir adamın kıymeti, himmeti nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başına bir millettir.” Bu ve emsali Risale-i Nur prensipleri şaşmaz ölçülerdir.

Hayat yıldırım hızıyla ve sür’atle akıp gitmektedir. Allah yolunda değerlendirilmeyen zamanlar bir daha geri gelmemektedir. Bâkî hayatta göreceğimiz mükâfat ve saadet, bu fâni hayatta yapacağımız hizmet ve çalışmalara bağlıdır. Bahar ve Yaz mevsimlerinin getirdiği rehavet ve gevşeklik, hizmetteki şevk ve gayreti etkilememelidir. Farklı usul ve çalışmalarla şevk duygusu devamlı uyanık tutulmalıdır. Zira iman hakikatlerine hem bizim hem de milletimizin ekmek ve sudan daha fazla ihtiyacı var olduğu, hepimizin bildiği bir gerçektir.

asyanur.info

Advertisement

Yorum Yap