Hayat

İSLÂM’A HİZMETTE BEDİÜZZAMAN MODELİ

İslâm dini, hem şahsî hem de toplum hayatının temeli, esası, ruhu ve hayatı hükmündedir. O olmadan yaşanan bir hayat, insanları yaşayan ölülerden farksız yapar. Çünkü, sonu hiçlik ve yoklukla biten bir hayat anlayışı, hayatı ve yaşamayı cehenneme çevirir. İslâm, insanlara dünya hayatını manevi bir cennete çevirdiği gibi, âhiret hayatını da gerçek cennete dönüştürür.

İslâm’a hizmette çok farklı metotlar olmakla birlikte, en çok hedeflen metot, din namına devlet yönetimini elde ederek, toplumu yukarıdan din adına dönüştürmektir. Halbuki, toplum gerçek anlamda inanıp hayatını ona göre tanzim etmeden yapılacak düzenlemeler ters tepebilir. Zira, binalar temelden çatıya doğru inşa edilir. Çatıdan başlayarak hiç bir inşaatın yapıldığı görülmemiştir.

Bediüzzaman’ın hizmet modeli ise, Peygamber Efendimizin (asm) yaptığı bir ıslahat hareketinin, bu asra yansıyan bir şeklidir.  Yani, bu milletin dünya ve âhiret saadetini temin için, yüzde altmış yetmiş oranında tam dindarlık seviyesine ulaştırmaktır. O zaman her şey kendiliğinden düzelecektir. Bu hizmet modelinde siyasî boğuşmalara yer yoktur. Devlet mefhumuyla uğraşmak yoktur. Hiç bir ayırım yapmadan toplumun bütün fertlerine mümkün mertebe ulaşıp, taklit mertebesindeki imanları  tahkik mertebesine yükselterek, toplumu takva ve amel-i salih sahibi fertler haline getirip, İslâm dinin icaplarını yaşayan insanlar haline getirmek esastır. Zaten, bu zamanda silahla ve kuvvet kullanarak din adına cihaddan Kur’an men etmiştir. Onun yerine, Kur’an’dan çıkan bir nurla toplumu irşat ve tenvir vardır. İşte, bu zaman da bu irşat ve tebliğin doğru adresi Nur Risaleleridir.

Şayet, buna kanaat etmeyip, dînî mukaddesler âlet edilerek galebe çalınsa ve idare elde edilse bile, gerekli alt yapı, dînî şuur ve İslâmî bir yaşantı olmadığı için, Bediüzzaman Hazretlerinin tespitiyle din adına istibdat yapılmaya mecbur kalınacaktır. O ise, inançsız adamı münafık olmaya sürükleyecek, onun neticesi ise, gelip geçici bir idareyi sonuç verecektir. Bu mağlubiyet, din adına hareket edenlerin şahsında, Allah korusun, İslâm’ın mağlup olması mânâsını doğuracaktır.

Bediüzzaman’ın aradığı ve hedeflediği model ise, dînî mukaddesleri hiç âlet etmeden gönül rızasıyla ve ikna yoluyla inanarak, ispata dayalı samimi bir İslâmî hayat, vicdan ve din hürriyeti içinde, kıyamete kadar sürecek bir hakikattir. Zira, İslâm dini âleme gelmiş, tâ ki zalimâne tahakküm ve istibdâdı kaldırsın.

Hülâsa; İslâm’ı temsil hakikati şuurlu, fiilen İslâm’ı yaşayan doğru Müslümanlara aittir. Din inhisar altına alınamaz.Alınsa, İslâm dinine cinayet hükmünde olur. İslâmiyet, dünyevî her türlü garaz ve menfaat, ikbal ve hedeflerin üstündedir. Bediüzzaman’ın hizmet modeli bir şablondur. Onu milletçe doğru anlamak ve anlatmak durumundayız.

(Not: Bütün gönül dostlarımın Mevlit Kandilini tebrik eder, İslâm âlemine ve insalığa hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederim.)

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap