Genel

İSLÂM BİRLİĞİ VE RİSALE-İ NUR

İslâm Birliğinin tesisinde, büyük bir önem arz eden Risale-i Nur’ları nazara veren Bediüzzaman “Size kat’iyen ve çok emarelerle ve kat’i kanaatimle beyan ediyorum ki; gelecek yakın bir zamanda, bu vatan, bu millet ve bu memleketteki hükümet, âlem-i İslâma ve dünyaya karşı gayet şiddetle Risale-i Nur gibi eserlere muhtaç olacak; mevcudiyetini, haysiyetini, şerefini, mefahir-i tarihiyesini onun ibraziyle gösterecektir.” (Emirdağ Lâhikası

Hayatı boyunca çeşitli ithamlara maruz kalan Bediüzzaman, en yetkili makamlara asıl maksat ve gayesini ve hedefini gizlememiş, aksine en berrak ve net bir şekilde ifade etmiştir. Yine Emirdağ Lâhikasında “Kat’iyen size beyan ediyorum ki, benim maksadım, bu mübarek milleti ve vatanı manevi ve maddi anarşilikten muhafaza etmek ve asâyiş ve inzibata manevi yardım etmek ve anarşiliği uyandıran harici cereyanın istlâsına manevi sed çekmek ve âlem-i İslâmın bize karşı itiraz ve ittihamını izaleye ve eski muhabbet ve uhuvvetini celp etmeye çalışmaktır.”

Görüldüğü gibi, Bediüzzaman her vesile ile memleketin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulmak için hem gerekli ikazları yapıyor hem de bilfiil çalışıyor. İktisadî, siyasî, kültürel ve askerî bir takım ittifaklara imza atmış olmak, İslâm Birliğine mâni değildir.

İttihad-ı İslâm, asıl olarak gönüller üzerinde tesis edilmesi gereken bir hakikat olmakla birlikte, geniş dairede Bediüzzaman’ın örnek verdiği Amerika Birleşik Devletleri gibi, iktisadî ve siyasî bir organizasyon olarak da düşünülebilir. Şimdiki İslâm devletlerinin sınırları, bayrakları ve devletleri aynı kalmakla birlikte, iç işlerinde serbest dış işlerinde birlikte hareket eden ortak bir güç olmalarının elbette büyük tesiri olur. Böyle bir güce, tek kutuplu dünyanın asâyiş, huzur ve sükûna kavuşması için şiddetle ihtiyacı olduğu kesindir. 1954 yılında Türkiye ile Irak’ın bölgesel iş birliği ve güvenlik teşkilatı olarak kurulan ve Bağdat Paktı adını alan bu birliğe, daha sonra 1955 tarihlerinde  Pakistan, İran ve İngiltere’nin de katılımıyla Cento adı verilen bu kuruluşa pek sevinen ve İslâm Birliğinin başlangıcı olarak gören Bediüzzaman, muhtelif mektuplarıyla bu hakikati teşvik etmiştir. Bu çalışmada, zamanın Başbaşkanı olan merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarını hayırla yad etmek lâzımdır. Sonradan dahili ve harici sebeplerin araya girmesiyle dağılan bu birlik, er veya geç yine hayata geçecek ve dünya barışına hizmet edecektir.  Yirmi dört sene evvel yazılan bu makaledeki hedefe ulaşmanın kime nasip olacağını ise zaman gösterecektir. Ama, bir gün mutlaka gerçekleşecektir, inşaallah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube–Sami Cebeci videoları

Advertisement

Yorum Yap