Dünya

İLERİ DEMOKRASİ

Dört halife dönemini örnek göstererek “Ben dindar bir cumhuriyetçiyim.”diyen Bediüzzaman, 2. Meşrutiyetin ilânında din namına ona sahip çıktığı gibi, cumhuriyet döneminde ve çok partili demokrasi döneminde de aynı mânâya sahip çıkmıştır. Çünkü, isimlerin değişmesiyle hakikat değişmez.

Cumhuriyet rejiminin içini dolduran ve onu taçlandıran demokratik değerlerdir. İçinde demokrasi olmayan bir cumhuriyet, mutlak bir istibdat ve baskı uygulamasından ibarettir. Altın bir tasla içirilen zehirden farkı yoktur.

Demokrasi, toplumun iç ahengini sağlayan ve sosyal barışı temin eden, herkesin kendi inanç ve hayat felsefesinden başka, diğer insanların da inanç ve hayat tarzlarına hoşgörülü ve saygılı olmayı netice veren, böylece toplumun uyumlu ve barış içinde yaşamasını hedefleyen bir sistemdir. Demokrasinin ideolojisi olmaz. Her hangi bir ideolojiyi dayatmaz. Belli bir dünya görüşünü benimsemeye kimseyi mecbur etmez. İnsana ve kâinata ait bir düşünce ve teoriyi sunmaz. Şahıslara nasıl yaşaması ve nasıl giyinip kuşanması gerektiğini empoze etmez. Farklı inanç ve değerleri ve farklı hayat tarzlarını kendileri seçmiş fertler ve gruplar bir arada yaşamak durumunda oldukları zaman, demokrasi, toplumun uyum içinde yaşamasını sağlayan bir araç olarak müspet bir fonksiyon ifa eder.

Demokrasi, Demirel’in ifadesiyle “Herkesin istediği işi tutabilmesi, istediği fikri düşünüp söyleyebilmesi, istediği yere gidebilmesi, istediği inanca sahip olabilmesi, istediği şekilde ibadet edebilmesi, maddi ve manevi cepheleriyle hür olabilmesinin adıdır. Hak arama yollarının sonuna kadar açık olması ve güvenlik içinde huzurla yaşamaktır. İdare edenlerin, halkın hür iradesiyle seçilmesi, onun iradesiyle gidip gelmesidir. Eğer başka güçler bu iradeye müdahale ediyorsa, bu, milletin hakkını gasptır. Güvenlik güçleri, demokrasilerde sivil idarenin emri altında olmak zorundadır. Hülâsa demokrasi, hakkın, hukukun, adalet ve meşveretin hâkim olduğu rejimin adıdır.”

Allah’ın haklarıyla, insan haklarını en ince detaylarıyla ele alan, hatta hayvan haklarını bile ihmal etmeyen İslâm dininin temel kaideleriyle, demokrasinin prensipleri arasında oldukça benzerlik vardır. İslâm vahyin, demokrasi ise insan aklının ürünüdür. Vahiy, her zaman insan aklının ilerisindedir. Kur’an’ı ve Asr-ı Saadetteki uygulamaları inceleyen Bernard Shaw “Demokrasinin bir adım ötesi İslâmiyettir.”deme hakperestliğini göstermiştir.

Netice; İslâmiyet, demokrasi ile idare edilen yönetim ortamında en yüksek yerini alacak ve onun yüceliği herkes tarafından kabul edilecektir. Mükemmel mânâdaki ileri bir demokrasi de, ancak İslâm’ın fiilen yaşandığı ortamda gerçekleşecek ve hayatiyetini devam ettirecektir. Böyle bir hakikatin en kısa zamanda ülkemizde yerleşmesini Allah’tan niyaz ediyoruz.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap