Hayat

> HOŞGÖRÜLÜ OLMAK

Müsamaha, anlayış göstermek, göz yummak ve tolerans gibi lügat anlamları olan hoşgörü, hayatımızın muhtelif zamanlarını kuşatır. Onsuz yaşamak hayatı çekilmez hale getirir. Zira, insan hatasız olmadığından, her işlenen hatayı kendine dert yapan kimse, dünyayı kendine zindan eder.

Buna binâen, İslâm’a ters düşmeyen ve sadece şahsın kendisine münhasır kalan beşerî zaaf, hata ve kusurları anlayışla karşılamak, bazen görmezlikten gelmek, İslâm dininin bize telkin ettiği önemli esaslardandır. Bilhassa her gün beraber olduğumuz aile yuvamız, eşimiz, çoluk çocuğumuz, iş çevremiz ve yaşadığımız hayat ortamında hoşgörü vazgeçilmez vasfımız olmalıdır.

Özellikle, mensubu olduğumuz camiamız arasında, bu hoşgörü vasfına âzamî derecede ihtiyacımız vardır. Yoksa, bünyeyi sıkıntılara sokmaktan kendimizi kurtaramayız. Bu müsamahasızlık ve hoşgörüsüzlük, bazen insana iyilik zannıyla fenalık bile yaptırabilir.”Ben onun iyiliği için bunları söylüyorum ve yapıyorum.”demek neticeyi değiştirmez. Çünkü, niyetini halis tutamayan bir kısım insanların nasihatı damara dokunur ve aksü’l-amel yapar.

Zübeyir Ağabeyin dediği gibi “Kusursuz arkadaş arayan, arkadaşsız kalır..” Madem ki, gülü seven dikenine katlanır Arkadaşını seven, elbette kusurlarına karşılıklı katlanmak durumundadır. Bu da, hoşgörü ile olur. Aynı dâvâya inanmış, aynı maksat için her şeyini ortaya koymuş insanların hoşgörüsü, başkalarından daha ziyade kendileri için lâzımdır.

Yine, Zübeyir Ağabeyden nakledilir: “Dışarıdan gelen yeni insanlara her türlü ilgi ve muhabbet gösterisi yapıp da, en yakın ve eskiden beri birlikte olduğu dâvâ arkadaşlarına aynı ilgi ve muhabbeti göstermeyenleri, ben riyakârlık yapmakla itham ediyorum.”

Gerçekten şu yapıcı tenkit, dikkatimizi çekmeli ve ona aykırı olmayacak tarzda duygu ve hareketlerimizi tanzim etmeliyiz, vesselâm.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap