Hayat

HAKTA SEBAT ETMEK

Şu dünya misafirhanesinde insanın imtihanına vesile olmak için, Cenab-ı Hak insanoğluna binlerle hissiyat ve duygular vermiş. Şiddetli merak, hararetli muhabbet, dehşetli hırs ve inatlı talep gibi. Aynı zamanda, bu duygular vesilesiyle âhiret âlemini kazanmamız emredilmiş. O duyguları şiddetli bir surette dünya işlerini kazanmak için sarf etmek ise, fâni ve kırılacak cam parçalarına, bâki elmas fiyatını vermek anlamına gelir.

Bu duygular içinde en dikkat çekenlerden biri de inat hissidir. Müspet ve yerinde kullanılmayan bir inat hissi, bazen dünyamızı, bazen de âhiretimizi bile mahvedecek işleri insana yaptırır. Mümin, mümine üç günden fazla dargın durması hadisçe haram ve yasak olduğu bildirilmesine rağmen, inat hissi nice insanları aylarca ve hatta yıllarca dargın kalmaya sevk eder.

Bediüzzaman Hazretlerinin ifade ettiği gibi “Hem meselâ, şiddetli bir inat ile, ehemmiyetsiz, zâil, fâni umurlara (şeylere) karşı hissiyatını sarf eder. Bakar ki, bir dakika inada değmeyen bir şeye bir sene inat ediyor. Hem zararlı, zehirli bir şeye, inat namına sebat eder. Bakar ki, bu kuvvetli his, böyle şeyler için verilmemiş. Onu onlara sarf etmek, hikmet ve hakikate münafidir. O şiddetli inadı, o lüzumsuz umûr-u zâileye vermeyip, âli ve bâki olan hakaik-ı imaniyeye ve esasaı İslâmiyeye ve hidamât-ı uhreviyeye (âhiret hizmetlerine) sarf eder. O haslet-i rezile olan inad-ı mecâzi, güzel ve âli bir haslet olan hakiki inada, yani hakta şiddetli sebâta inkilâb eder.” (9. Mektup)

Evet, sebat ile inat arasında zâhiren benzerlik olduğu görülür. Fakat, aralarında dağlar kadar fark vardır. Biri Rahmanî, diğeri ise şeytanîdir. Her hususta kendisinde örnekler  bulabildiğimizi Peygamber Efendimiz (asm), yeni bir dinle ortaya çıktığı zaman, kavim ve kabilesi, ve etrafındaki büyük devletlerin dinleri hep ona muarızdı. Hatta en yakın akrabaları ve öz amcası bile ona düşmandı.

“Ya Ebu Talip! Söyle şu yeğenine. Eğer başımıza reis olmak için bu dini ortaya attıysa, başımıza reis yapalım. Eğer evlenmek için yapıyorsa, en güzel kızlarımızı verelim. Zengin olmak için putlarımızın aleyhinde konuşuyorsa, Kureyş hazinelerinin anahtarlarını ona teslim edelim. Yeter ki, bizi atalarımızın dininden döndürmeye kalkmasın. Eğer bunları kabul etmezse aramızdan çekil ve himayenden çıkar, biz de onunla kozumuzu paylaşalım.”şeklindeki ileri gelenlerin teklif ve tehditlerini, Ebu Talip Peygamber Efendimize (asm) söylediği zaman buyurdu ki, “Vallahi amca! Eğer sağ elime güneşi, sol elime ayı koysanız, ben bu dâvâdan vazgeçemem. Ya bu uğurda ben ölürüm, ya da bu dini dünyaya Allah’ın izniyle hâkim kılarım.”Göz pınarlarından süzülen yaşlar arasında söylediği bu kararlı sözler ve ciddi sebat karşısında hayretler içinde kalan amcası Ebu Talip, yeğeninin kucaklamış ve onu teselli ederek, himayesini devam ettireceğini beyan etmişti. Hakta sebatın en güzel örneğini onda görmüştü.

İslâm tarihi boyunca bütün büyük zatlar gibi, çağımızda bir Asr-ı Saadet Müslümanı olan Bediüzzaman Hazretleri de, Allah Resulünü (asm) takip etti ve onun gibi hakta sebat etti. Bütün Müslümanların, özellikle iman ve Kur’an hizmetine gönül vermiş bütün Nur Talebelerinin bu hakta sebat örneklerinden alacakları çok dersler vardır.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap