Hayat

CEMAAT VE TARİKATLARIN GAYESİ

Bin dört yüz senelik İslâm tarihinin belli bir döneminden sonra ortaya çıkan ve değişik isimlerle anılan  tarikatların günümüzde devamı olduğu gibi, cumhuriyetin ilânından sonra meydana gelen bir takım cemaatler de , bu ülkenin göz ardı edilemeyecek gerçekleridir.

Bu tarikat ve cemaatlerin gayesi, mensubu olduğu İslâm dinine karşı ilgisi azalan ve amel noktasında inancının gereğini yapmakta tembelleşen Müslümanları gayrete getirerek, İslâm dinini yaşanır hale getirmek ve cemiyeti ahlâken yüceltmek ve özellikle insanların dünya ve âhiret sadetini kazanmalarını temin etmektir.

Bahsi geçen cemaatler içinde, cumhuriyetle birlikte ortaya çıkan ve doğrudan doğruya iman hakikatlerinin tebliğine dayalı, irşat ve tenvir eksenli bir hizmet modeli olan Risale-i Nur hareketi ise, farklı bir değere ve öneme sahiptir. Hedef olarak devlet yönetimini değil, doğrudan milletin imanını kurtarmaya yönelik olan Nurculuk hareketi, son müceddit olan Bediüzzaman Hazretlerinin telif ettiği altı bin sayfayı aşan Risale-i Nur Külliyatına dayanmaktadır. Şahıs merkezli değil, kitaba endeksli bir harekettir.

Kitabı esas alan bu hizmet modeli, Nurculuğu diğer cemaat ve tarikatlardan ayıran en önemli faktörlerden biridir. Zira, Bediüzzaman’ın dediği gibi “Bâki hakikatler, fâni şahıslar üzerine bina edilmez. Edilse, vazifeye ehemmiyetli zarardır.” Bu sistemi kendi hayatında fiilen yaşayan Bediüzzaman, ebedi âleme geçtiği halde hizmet kesintiye uğramamış, bilâkis nöbettarlık yapan  bir Said’e bedel, binler , milyonlar genç Saidler devreye girmiş ve bu kudsî hizmeti dünyanın dört bir tarafına neşretmişlerdir. Eğer, Bediüzaman Hazretlerinin şahsıyla bağlı bir hizmet olarak ortaya çıksaydı, onun vefatından sonra küçülür ve dağılır giderdi. Evet, bu iman ve Kur’an hizmeti böyle geldi ve kıyamete kadar da devam edecek gidecektir, inşaallah.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap