Hayat

BÜYÜK BİR DÂVÂ ADAMI: BEDİÜZZAMAN

20. Asır büyük devrilişlerin, yıkılışların, maddi ve manevi tahribatların olduğu, büyük deccal komünizmin koskoca Çin’i, yarı Avrupa ve Balkanları yuttuğu, İslâm âleminde Süfyanist bir zihniyetin münâfıkâne tahripler yaptığı bir zaman dilimidir. Bütün semâvî dinlere savaş açan bu iki cereyanın en kuvvetli olduğu bir zamanda, Allah’ı ve Peygamberi inkâr üzerine hareket eden bu zihniyete karşı çıkan ve onların tahribini tamire çalışan, büyük bir dâvâ adamı ve âbide bir şahsiyet olarak Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini görüyoruz.

İman ve İslâm yolunda candan ve cihandan geçen, hatta insanlığın dünya ve âhiret saadetini kazanmaları için, âhiretini bile feda etmek feragat ve fedakârlığını gösteren bu büyük insan, Sahabe misal imanı ve takvasıyla, yaşadığı zamanın âdeta bir Asr-ı Saadet Müslümanıydı. Takipler, tevkifler, sürgünler, defalarca zehirlenmeler, hatta kurulan idam sehpaları, onu bir an bile dâvâsından döndüremedi. Zira, onun dâvâsı Allah ve Resulünün dâvâsıydı. İman ve Kur’an dâvâsıydı. Bütün insanlığa dünya ve âhiret saadetini kazandırma dâvâsıydı. Hedefi doğru, metodu doğru, niyeti ve fiili doğruydu. Elbette, her cihetle hak ve doğru bir dâvâdan dönülemezdi. Büyük dâvâlar, büyük fedakârlıkları gerektiriyordu.

Hakta sebat ve sabır zaferle sonuçlanmıştı. Bu zafer maneviydi ve hakkın bâtıla galebesiydi. İman hakikatlerindeki ikna ve ispat, küfür ve inkârın çürük temellerini paramparça etmişti. Dinsizlik fikri bir daha belini doğrultamaz hale gelmişti. Fikrin karşısında kaba kuvvet sönüp gitmişti. Allah’ı ve Peygamberi inkâr niyetiyle ortaya çıkan her iki deccal, Kur’an nurları karşısında mağlûp düşmüştü.

Evet, tarih boyunca büyük adamlar, büyük fikirlerin peşinde koştular ve hep dâvâlarını konuştular. Mahkemelere düştükleri zamanlarda bile, şahıslarını değil, sürekli dâvâlarını savundular. Elbette büyük adamlar fikirleri, sıradan insanlar ise şahısları konuşurlar.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap