Hayat

BEDİÜZZAMAN VE TAHKÎKİ İMAN

Bin dört yüzyıllık uzun bir maziye sahip olan İslâm dininin, mensupları tarafından yaşanmasında, genelde çok güzel bir fotoğraf görünmesine rağmen, muhtelif zaman dilimlerinde zaafa düşüldüğü de görülmektedir.

Böylesine kritik dönemlerin meydana geldiği zamanlarda, hadis-i şeriflerle müjdelenen ve müceddit adı verilen asrın imamları, Kur’an-ı Kerim’in o asra bakan derslerini, yeni izah tarzlarıyla ortaya koyarak, Müslümanlara taze bir heyecan ve bağlılık duygusu kazandırıp, İslâm dininin dosdoğru yaşanmasına  vesile olmuşlardır.

Bu sayede, İslâm dininin manevi sonbahar ve kışlarının yaşandığı o kritik dönemlerin geride kalması sağlanmış ve manevi ilkbaharlarının gelmesinin önü açılmıştır.

Bu mücedditler halkasının en sonuncusu olması itibariyle, âhirzaman müceddidi olma özelliği taşıyan ve telif ettiği Nur Risaleleriyle hem bu asrı hem de gelen istikbali tenvir etmek nimetine mazhar olan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri; İslâm aleyhine en dehşetli karakışların  hüküm sürdüğü ve devlet gücünün bir karbasan gibi toplumun üstüne çöktüğü bir zamanda bu vazifeyi manen üstlenmiş, ancak içinde bulunduğu atmosfer gereği her türlü eza, cefa ve işkencelere maruz bırakılmıştır.

18 ve 19. asırlarda ortaya çıkan, materyalist ve maneviyatı inkâr eden bir dalâlet cereyanı ile imanları zedelenen ve kalpleri yaralanan insanlığın, dünya ve âhiret saadetini yeniden kazanmasını kendisine bir misyon kabul eden Bediüzzaman “Bu memleket insanının kalp hastalığı zaaf-ı diyanettir. Ancak onu takviye ile sıhhat bulabilir.”teşhisini yapmıştır.

Dinsiz ve komünist felsefeyle iman zaafına uğrayan kitleleri yeniden iman ve inançla tanıştırmayı ve tahkîki imanı umuma ders vermeyi kendine bir esas kabul etmiştir.

Ortaya koyduğu eserlerini, hizmetini ve asıl gayesini bir türlü anlayamayan veya anlamak istemeyenlere karşı “Ey muhataplarım! Ben çok bağırıyorum. Zira, on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum, sûreten medeni ve dinde lâkayt olanları camiye dâvet ediyorum. İşte, ey iki hayatın ruhu hükmünde olan İslâmiyeti bırakan iki ayaklı mezar-ı müteharrik bedbahtlar! Gelen neslin kapısında durmayınız. Mezar sizi bekliyor, çekiliniz. Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvücsaz edecek (dalgalandıracak) olan nesl-i cedit (yeni nesil) gelsin!”çağrısını yapmıştır. Bu çağrıya özellikle yeni nesiller kulak vermelidirler. Duamız ve umudumuz odur.

asyanur.info  samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

 

Advertisement

Yorum Yap