Yurt Dışı Seyahat Notları

AVUSTRALYA SEYAHAT NOTLARI-10

(DÜNDEN DEVAM: 1998 şartlarında yazılmış bir seyahat yazısı.)

VATANDAŞLARIMIZIN PROBLEMLERİ-2

Bir önceki yazımda belirttiğim ve ihtiyaç olarak gördüğüm yurt dışındaki vatandaşlarımızın problemleriyle ilgilenecek bir bakanlığın olmayışından dolayı, dış işleri bakanlığına havale edilen bu konuyla bakanlığın ilgilenmemesi belki bir cihette rahmet olmuştur diye düşünüyoruz. Zira, resmi ideoloji baskısını bir karabasan gibi ülkenin tepesine indiren zihniyet, oralara da etki yapmaya çalışacaktı.

Bahsini ettiğimiz konuyla ilgili olumsuz numunelerini Sydney ve Melbourne şehirlerinde müşahede ettik. Vatandaşlarımızdan İslâm okulu kuruyoruz diye binlerce dolar para toplayan bir grup, bizzat bize “Biz lâik bir okul kurduk, İslâm okulu değil.”dediler. Bulunduğumuz topluluktan da çok büyük tepki aldılar. Aynı grup mensupları hem Sydney hem de Melbourne’de, Türkiye’den gelen talimat üzerine konsolosluğa gidip “Okulumuza Atatürk büstü yaptırmak istiyoruz. Bize yardım edin.”diye talepte bulunuyorlar. Ne kadar hayret edilecek bir durum!

1970 yılının ortalarından itibaren yurt dışındaki vatandaşlarımıza el uzatan gönüllü kültür kuruluşları ve dînî cemaatler, o günlerden bu güne bir hayli hizmet etmişler ve binlerce vatandaşımızın, başka milletlerin kimliğinde eriyip gitmesini engellemişlerdir. Allah hepsinden razı olsun.

Melbourne şehrinin Brodmodos semtinde Diyanete bağlı bir camimiz var. Dernek başkanı bize camiyi gezdirirken caminin morgunu da gösterdi. Modern bir külliye. Bu münasebetle enteresan olan bir şeyi de öğrenmiş oldum. Morgun kayıt defterinde, kayıt altına alınan vefat olaylarının yüz otuz beş kişisinin, on üçü Türkiye’ye götürülmüş ve yüz yirmi ikisi Avustralya topraklarına defnedilmiş. İki veya üç yıllığına gelen bu insanların büyük çoğunluğunun ölüsü bile bu topraklarda kalmış.

Melbourne konferansında bunu dile getirdim. Hiç kimsenin kendisine gidici gözüyle bakmamasını söyledim. Balkanlar Osmanlı Devleti tarafından fethedildiği zaman, oralara İslâm dinini götürmek ve yaymak için, evlâd-ı fatihan olarak Anadolu aileleri götürülüp yerleştirildiği gibi; kaderin sevkiyle kendilerinin de, bu kıt’aya İslâm bayrağının dalgalandırılması ve nice insanların dünya ve âhiret saadetinin sağlanması için gönderildiğini düşünmeleri lâzım geldiğini ifade ettim.

Evet, bir daha dönmeyeceğim diye Türkiye’ye gelenlerin, üç beş sene sonra duramayıp, tekrar Avustralya’ya dönmeleri bunu teyit ediyor. Oralarda iş kurmuş, gelin, damat ve bir çok torunlara sahip olmuş bu gurbet adamları, parçalanmış ailelere razı olamıyor, er veya geç bir araya geliyorlar.

Netice; bir kitap dolusu malumatla ifadesi zor olan bu problemler bir makaleye sığmaz. Ve o problemler bir çözümü, o dahi müstakil bir bakanlığın kurulmasını ister. Tâ ki, vatandaşlarımızı ve onlardan meydana gelen nesillerimizi kaybetmeyelim.   (SON)

asyanur.info   samicebeci.net  (YouTube-Sami Cebeci videoları)

Advertisement

Yorum Yap